Peygamber bile olamadığından yakınan bir arkadaşım vardı. Onu ben peygamber yapamadım, seni ben sevemedim,
beni sen terkedemedin.
Hepsi ama hepsi benim suçum, artık bundan eminim:
Hepsi benim suçum...
bize korkmayı öğrettiler ilkin
biz de öğrendik
kahperengi korkmayı
kahperengi
saklanmayı sonra
kıpkırmızı
korunmamız buyrulmuştu çünkü
tehlikeli bütün güzelliklerden
canımız yanmasın diye
canımız yanmasın diye
keşkelerle yaşamayı
göze aldık hep nedense
sonra beni öğrendik
hem tenimizdekini
hem de içimizdekini
ve hep korktuk
acı cekmekten, yanlış yapmaktan, kontrolden çıkmaktan
iyi vatandaşlar kontrolden çıkmaz, iyi insanlar da
onca işin arasına bir de bekçiliği sığdırdık
yarınlara erteledik hayatı hep gururla
bi sıkımlık canımız vardı halbuki
bi sıkımlık can
kendimizi kandırmanın yolu nereden geçer
roma'ya çıkan yollardan kaçı yolda vurulur
bizler hep işin kolayına kaçtık
kaçmak alışmaktı
kaçaktık
hüzünlü şarkıları alkolle biçip
kefenler yaptık
üzerine yitik bir kuşak bağladık
gözyaşlarımızı kilitleyemeksek de
gönlümüzü kilitlemeyi becerdik
burnumuzun ucundan ölüler geçti
bizim bacak aralarımızda kan
gülüşlerimizde fermuar
aldırmadan
yap boz hüzünler yapıştırdık
makyajlı yüzlerimize
kimsesiz bir kentin sığınmacılarıyız
aslımız çürüyor farkında değiliz
başkalarına hep fotokopilerimizi veriyoruz
büyültülmüş fotokopilerimizi
tekrar tekrar başa dönüyoruz.
Gökyüzünde akan tek kişilik bir uçak gibi
Devletin hava sahasını daraltan
Böylece geçtim ölümlerden, altyazılı bir şiirde
Kötü bir çeviriyle kendimi aldataraktan
Otuzlu yaşlar intihar yaşlarıdır
Ömrümüzün gazeli savrulur soluğumdan
Musluklar bozuktur, kadınlar şikayetçi
Bir küçük rakının, üç günlere bölündüğünü hatırlatan
Ve şairlerin selaları yükselir meyhanelerden
Çünkü otuzlu yaşlar intihar yaşlarıdır
Gitsem, kayıt mı olsam seçmen kütüklerine
Yoksa avluda uyuklayan köpekle mi helalleşsem...
Fazıl, saçmalayan bir dünyalıdır. Arabesk bu coğrafyanın dillerinden biridir. Amerika'da blues tarla işçilerinden, caz kerhanelerden, İngiltere'de punk varoşlardan, tamamiyle rock ezilmişlerden doğmuştur. İstisnalar hariç hepsi isyankardır. Arabesk ise Türkiye'de ezilmişlerden doğmuş ama isyan edememiş, kendini geliştirememiştir. Ancak bu, arabeski aşağılamayı, icra edenleri ve dinleyenleri yavşak konumuna getirmez.
SİKTİR GİT FAZIL
Ben dinlerken yavşaksam, bana bu
hakareti eden rönesans bozuntusu elitist
Fazıl da, fazıllar da amcıktır.
Elini sürmesin o piyanoya. Kirletiyor.
Siktir git Fazıl. Seni artık Chopin bile sevmiyor.
1982 İstanbul doğumlu. Ortaokuldan terk, hayattan beklemeli olan şahıs; amatör olarak edebiyat, müzik, sinema, felsefe ve tarihle ilgilenmekte. Farklı tasarım disiplinlerinde kulaç atan hayattan muzdarip bu kişilik şu aralar yarı zamanlı tasarımcı, tam zamanlı aylaklık vazifesiyle meşgul.
Bu blogda yer alan, hiçbir şiir, hiçbir söz, hiçbir cümle, hiçbir atıf ya da hiçbir görsel bana ait olmayarak hepsi başka mecralardan devşirilmiştir. İstenilen yazı, resim, çizim ya da ilustrasyon alınarak kesilip kopyalanabilir ve yeni dünyalar yaratılabilir. Bu blogun hiçbirşeyi orjinal değildir. Bu blog bildiğim, tanıdığım ve anlamaya çalıştığım tüm insanların ortak çabasıdır.